SAYIN MECLİS BAŞKANI,
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
SAYIN BASIN MENSUPLARI,
Temmuz ayı meclisine başlarken Diyarbakır'da 13 şehidimiz ve Mardin’deki 3 şehidimiz için duyduğum üzüntüyü söylemiştim.
Ağustos ayı daha da acı bir ay oldu.
Neredeyse her gün bir şehit haberi almaya başladık.
Son bir aydaki şehit sayımız 40’ı aştı.
Her şehit haberinden sonra terörü lanetliyoruz ve kınıyoruz.
Ama artık kınamak, lanetlemek yetmiyor.
Kalıcı önlemler alınmalı.
Akan kana son verilmesini istiyoruz ve bu konuda yapılacak her çalışmayı, atılacak her adımı destekliyoruz.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Birleşmiş Milletler Somali’de son 50 yılın en ağır kuraklığın yaşandığını söyledi.
Dünyanın dört bir yanından Somali’ye yardım yağıyor.
Türkiye de en büyük yardımı yapan ülkelerden birisi oldu.
Oda olarak biz de 10.000-TL katkı koyduk.
Bu vesile ile Meclis Üyemiz Necat Kavak arkadaşımızı da kutluyorum ve alkışlıyorum.
Kendisi de 10 bin TL yardım yaptı.
Medikalci arkadaşlarımız da tıbbi malzeme topladı ama gönderebilecekler mi bilmiyoruz.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Küresel ekonomi treni raydan çıktı.
Dünya ekonomisi adeta can çekişiyor.
Piyasalarda sert düşüşler, borsalarda tarihi kayıplar yaşandı.
Altın ise rekora koşuyor.
Dünyanın bir numaralı ekonomisi ABD ise temerrüdün kenarından döndü.
Japonya ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde % 0,3 daraldı.
Almanya ikinci çeyrekte sadece % 0,1 büyüdü.
Fransa ise neredeyse hiç büyümedi.
Euro Bölgesi’nin borçlu ülkelerini sürekli fonlamak zorunda kalan Fransa ve Almanya’nın notlarının düşeceğinden endişe ediliyor.
Nitekim söylentiler bile, uluslararası borsaları sallamaya yetti.
Avrupa borsaları % 3 ile 6 arasında değer kaybetti.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Dünya ekonomisinin durumu bu kadar kötüyken, “bize ne” diyemiyoruz.
Zaten piyasalardaki dalgalanma da bize ne diyemeyeceğimizi gösteriyor.
Yılbaşından bu yana;
• İMKB 100 endeksi TL bazında yüzde 21.51
• İMKB 100 endeksi dolar bazında yüzde 31.81 değer kaybetti.
Buna karşılık,
• Euro yüzde 23,67
• Dolar yüzde 15,48
• Cumhuriyet altını yüzde 51,25
• 1 ons altın yüzde 30,66 değer kazandı.
Nitekim Ankara da sessiz kalmadı.
Önlemler alındı.
Başbakanımızın açıkladığı önlem planının içerisinde;
• Mali disiplinin güçlendirilmesi,
• Yatırım ortamının iyileştirilmesi,
• İstihdam artırıcı politikalar,
• Kayıt dışı ekonomiyle mücadele,
• Özelleştirme Programı’nın uygulanması,
• İhracata Dönük Üretim Stratejisi,
• Enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımların atılması yer alıyor.
Merkez Bankası ise;
• 7 günlük REPO faizini indirdi,
• Gecelik faizi yıllık % 1,5’tan % 5’e yükseltti,
• Yabancı para zorunlu karşılık oranını indirip piyasalara Dolar enjekte etti.
Bu olağanüstü hareket ve kararın sebepleri;
• Döviz alıp başını gider korkusu,
• Yabancıdan, kısa vadeli (gecelik) döviz giriş umut ve beklentisi,
• Bankaların Merkez Bankası’ndan 7 günlük repo ile 60 milyar çekmiş olmaları karşısında yaşanan telaş,
• Bankaların 7 gün repo işlemlerinde faiz indirerek bankaları rahatlatma güdüsü.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Devamlı olarak, “İhtiyatlı olunmalı” diyoruz.
Sizlere de tavsiyem ekonomik birimlerden yapılacak açıklamalara kulak verin.
Web’deki mesajlarımızı takip edin.
Piyasaları yakından izleyin.
Telaş, böylesi zor günlerde en büyük tehdit unsurudur.
Telaşa kapılmayın ve mümkün olduğunca borçlarınızı azaltın.
Borç büyükse, alacaklıdan kaçmadan, borcun vade ve koşullarını iyileştirme, en azından zaman kazanma yollarını arayın.
Borç almak zorundaysanız firmanızın geliri olan para cinsinden borçlanın.
Aksi halde kur riski nedeniyle ciddi kayıplar ile karşılaşabilirsiniz.
Parası olanlar; fırsatları kollamalı.
Elbette ekonominin çarklarının dönebilmesi için harcama yapacağız.
Ama israftandan da kaçınmalıyız.
Ürettiğimizden fazlasını tüketmemeliyiz.
Piyasada iniş ve çıkışlar kaçınılmaz.
Önemli olan uzun soluklu düşünebilmek.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Merkezi bütçe 2010 yılı ilk 6 ayında 15 milyar TL açık vermişti.
Bu yılın aynı döneminde ise 2,8 milyar TL fazla verdi.
Bütçe giderlerinde artış % 4,9, gelirlerindeki artış ise % 20,7.
Bu rakamlar bize bütçede harcama disiplinine uyulduğunu gösteriyor.
2011’in ilk yarısında devlet hazinesini İstanbul, Ankara, Kocaeli ve İzmir sırtladı.
Bu iller bütçenin toplam %72,8’ini karşılarken, bütçeden sadece %15,4 pay alabildiler.
İzmir’in ise, merkezi bütçeye katkısı 13.2 milyar TL iken, bütçeden aldığı miktar 3,1 milyar TL.
Yani kentimiz ilk 6 ayda devletten aldığı her 1 liranın karşılığını 4,22 lira olarak ödedi.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Bildiğiniz gibi 61. Cumhuriyet Hükümeti ile birlikte yepyeni bir Bakanlar Kurulu oluşturuldu.
Yeni bakanlıklar kuruldu.
Yeni Bakanlıklardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bizim uzun süredir kurulmasını istediğimiz bir bakanlıktı.
“Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ise 4 Temmuz’da yayınlandı.
Bu kararname ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çalışma esasları belirlendi.
17 Ağustos’ta ise yeni bir Kanun Hükmünde Kararname daha yayınlanarak, ilk kararnamede değişiklikler yapıldı.
KHK ile Bakanlığın yetkileri şu şekilde özetlenmektedir:
• Her tür ve ölçekteki fiziki planlara ve bunların uygulanmasına yönelik temel ilke, strateji ve standartları belirlemek ve bunların uygulanmasını sağlamak,
• Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi içindeki kamu yatırımları, mülkiyeti kamuya ait arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı, milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve telekomünikasyon tesislerine ilişkin etütleri, harita, her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini resen yapmak, yaptırmak, onaylamak,
• Başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarelerce ruhsatlandırma yapılmaması halinde resen ruhsat ve yapı kullanma izni vermek,
• Kentsel dönüşüm, yenileme ve transfer alanları geliştirmek,
• Paylı mülkiyetleri ayırmak, birleştirmek,
• İmar hakkı transfer etmek,
• Kamulaştırma ve gerektiğinde usulüne uygun olarak acele kamulaştırma yoluna gitmek, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izinlerini vermek ve kat mülkiyeti tesis ve tescilini sağlamak.
Bakanlık, Doğal SİT’leri değerlendirecek
Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü’ne de önemli görevler verilmiş:
Sulak alanlar ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanları ve bu alanların sınırlarını tescil edecek.
Umarım, Mavişehir Ramsar Alanını da düzeltebiliriz.
• Doğal, tarihi, arkeolojik ve kentsel sitlerin çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak ve onaylamak.
Doğal sit alanı ve tabiat varlığı olarak tespit ve tescil edilmiş alan ve varlıklara ilişkin her türlü belge, bu alan ve varlıkların statülerinin yeniden değerlendirilmesi için en geç altı ay içinde Bakanlığa devredilecek.
Tabiat varlıkları ve doğal sitlerle ilgili yeni değerlendirme yapılıncaya kadar bu alanlara ilişkin olarak kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca alınmış kararlar geçerli olacak.
Doğal sit statüsü de gözönüne alınarak kültür varlıklarını koruma bölge kurullarınca değerlendirilecek ve Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine bu alanların adı geçen Bakanlıkça kısmen veya tamamen yönetilmesine Çevre ve Şehircilik Bakanı ile Kültür ve Turizm Bakanınca birlikte karar verilecek.
Yeni bakanlık şu an yaklaşık 15 kurumda bulunan imar yetkisinin hepsine sahip olacak ve bu imar yetkisine sahip kurumlar arasında eşgüdümü sağlayacak.
Bakanlık istediği takdirde istediği alanda istediği imar yetkisini kullanabilecek; en üst ölçekten yapı kullanma izin belgesine kadar her türlü plan, proje ve belgeyi resen verebilecek.
Tabiat varlıkları ve doğal sitlerle ilgili tüm tasarruf da bakanlığın yetkisi altındadır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ilgili ilk KHK 04.07.2011'de yayımlandı.
1,5 ay geçmeden revizyon geldi.
Bu kadar kapsamlı bir bakanlığın çalışma esaslarını belirleyecek mevzuat daha çok değişecektir.
Yapılan yeni düzenlemelere büyük bir ihtimalle itirazlar ve Anayasa Mahkemesine başvurular gelecektir.
Yeni düzenlemelerin oturması, kanunların revize edilmesi yönetmeliklerin çıkarılması, kadroların oluşturulması, uygulamadaki aksaklıkların giderilmesi belli bir süreyi alacaktır.
Bu Bakanlığın kurulması ve bu yetkilerle donatılması ülkemizde yeni bir dönem başlatabilir ancak imar reformu yapmadan her şey eksik kalır.
Hükümetin 2004 yılından beri gündeminde olan imar reformu artık yapılmalıdır.
Çok önem verdiğimiz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar’ı en kısa zamanda odamızda ağırlamak için davet ettik, Sayın Bakan’a da bu konudaki düşüncelerimizi aktaracağız.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Ulaştırma Bakanımız geçtiğimiz ay sonunda Odamızı ziyaret etti.
12 Haziran Genel Seçimleri sırasında İzmir için söz verdikleri 35 projeden 5’inin başladığı müjdesini verdi.
Sayın Bakanımız;
• Kuzey Ege Çandarlı Limanı'nın temelinin atıldığını,
• İzmir-İstanbul otoyolu inşaatına başlandığını,
• Sabuncubeli Tüneli’nin ihale edildiğini,
• Cumaovası-Torbalı demiryolunun iki hatta çıkarma ile ilgili proje çalışmalarının 1-1,5 aya kadar tamamlanacağını,
• İzmir Ankara hızlı tren projesi ile Konak Tüneli projesi ile ilgili çalışmaların hızla ilerlediğini,
• Dijital arşivkent projesinin ilk aşamasının da 2-2,5 içinde başlayacağını,
• Konak Pier-Kruvaziyer Limanı ihalelerinde ise kurum görüşlerinin tamamlanma sürecinde olduğunu, kısa sürede ihaleye çıkılacağını ifade etti.
Sayın Bakanın İzmir için hazırladığı 35 projeyi siz Meclis üyelerimizin tercihleri doğrultusunda öncelik sırasına göre dizdik ve Ulaştırma Bakanımıza ilettik.
Meclis üyelerimiz, İzmir'in 35 projesinde; ilk sırayı EXPO’ya verdi.
Bakanımız, kendi öncelikleri ile Odamız üyelerinin önceliklerinin % 80 örtüştüğünü söyledi.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
En büyük önceliğimiz olan EXPO 2020 çalışmalarımız devam ediyor.
Rakibimiz Tayland-Ayutthaya hakkında araştırmalarımızı sürdürüyoruz.
Potansiyel rakibimiz olarak adı geçen Rusya-Yekaterinburg’un da resmen aday olacağı açıklandı.
Yasal düzenleme yapıldı.
17 Ağustos itibariyle EXPO ile ilgili kanun hükmünde kararname çıktı.
Bu genel kanunun ardından organizasyonel detaylar Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek.
Yönlendirme Kurulu ve Yürütme Komitesi temsilcileri seçilecek.
Biz de kurulların içinde olalım ya da olmayalım katkı koymaya devam edeceğiz.
Önerimiz; Yönlendirme Kurulu ve Yürütme Komitesi temsilcilerinin, dünyayı bilen oy toplayabilecek potansiyelde kişilerden oluşmasıdır.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Yaz demek turizm demek, İzmir’de de turizm verileri yüzümüzü güldürüyor.
2010 yılı ilk 7 ayında İzmir’e gelen yabancı turist sayısı 622.667 iken, 2011 yılında bu rakam 758.730 kişiye çıktı.
Sadece Temmuz ayında ise; kentimize gelen yabancı turist sayısı 210.943.
Geçen yıl bu rakam 191.920 idi.
Denizyolu ile gelen turistlerin sayısında önemli bir artış var.
Bu artışta kruvaziyer turizmin hakkı verilmeli.
Odamızın kruvaziyer turizmini geliştirmek için yaptığı çabaların sonucunda,
22 Ağustos 2011 itibari ile 169 sefer ile 300.955 yolcuyu şimdiden ağırladık.
Hedefimiz Akdeniz’in ilk 5 kruvaziyerinden biri olmak.
Bunun için yeni liman yapmak zorundayız.
Geçtiğimiz hafta Perşembe günü 4 gemi ile 10 bini aşkın turist ve gemi personelini ağırladık.
4 gemi geliyor, ama limanımız olsaydı 8 gemi gelirdi.
Şartlar gerçekleştiğinde 3 milyon yolcuyu ağırlayacağız.
Ama nihai hedefimiz daha da büyük.
Mastercard dünyadaki 132 büyük kent arasında bir turizm araştırması yaptı, en fazla turist ağırlayacak 20 kenti belirledi.
Araştırmaya göre; 2011 yılında dünyada en fazla turist ağırlaması beklenen kent 20.1 milyon kişi ile Londra.
Londra’yı Paris ve Bangok izliyor.
İstanbul 9.4 milyon turist ile listenin 7 sırasında.
Kişi başına harcamada ise İstanbul 3. Sırada.
Listenin 20. sırasında ise 5 milyon turist ile Tokyo var.
İşte hedef Tokyo’nun da önüne geçmek.
Biz dünya kenti olmak derken, her alanda dünya kentleri arasına girmek istiyoruz.
Turizmde de hedefimiz ilk önce 3 milyon kruvaziyer yolcusu.
Ardından kruvaziyer turizmin yaratacağı büyük sinerji ile daha da fazlasına ulaşmak, bu ilk 20 kent arasına girmek.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Kruvaziyer turizmindeki başarı hikayemizin bütün coğrafyalarda konuşuluyor olması doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
Dünya Bankası yetkilileri kruvaziyer turizmi ile ilgili yaptıkları çalışma için Odamızı ziyaret etti.
Çalışmanın konusu: Türkiye ve Akdeniz’de belirlenen ülkelerde tarım ve kruvaziyer turizm konusunda kümelenme.
Bu çalışma kapsamında İspanya-Barselona, Malta-Valletta, Mısır-İskenderiye, Lübnan-Beyrut limanları belirlenmiş.
Türkiye’den ise İzmir Limanı’nı araştırma konusu olarak seçtiler.
Biz de temsilcilere 6 yılda sıfır noktasından nasıl zirveye çıktığını anlattık.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Eylül ayına bizler ve tüm İzmirliler için anlam katan husus İzmir Enternasyonal Fuarı.
Çevre ve Çevre Teknolojileri teması ile İEF, 8 Eylül’de 80. kez kapılarını açacak.
Dünya üzerinde tarihi bu kadar eskiye dayanan sadece 10 tane genel içerikli ticaret fuarı var.
Bu fuarlardan birisi de İEF ve bununla gurur duyuyoruz.
İEF’nin temelini oluşturan İzmir Dokuz Eylül Sergisi’ni, 1927 yılında ilk kez Odamız düzenlemişti.
İEF’nin temellerini bu Odanın kurucuları ve üyeleri attı.
İEF’yi İzmir’e kente en büyük armağanımız olarak görüyoruz.
Bu nedenle İzmir Fuarı, her ne kadar modern fuarcılığın gerisinde kaldıysa da bizim için çok önemli.
Zaten İEF’yi sadece bir fuar olarak görmemek lazım.
O, neredeyse bir asırlık tarihi ile geçmişten günümüze bir ticaret ve kültür köprüsü.
Fuarımıza çok şey borçluyuz.
Onu yaşatmak ve geliştirmek de hem bizim hem bütün İzmirlilerin görevi.
Fuara verdiğimiz desteği her sene artırıyoruz.
Bu sene de Halı, Bilgisayar ve Plastik Meslek Komiteleri’ne bu desteği verdik.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Ramazan ayı bitmek üzere.
Haftaya Ramazan Bayramı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı birlikte kutlayacağız.
Hem Ramazan Bayramınızı hem de 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutlarım.
Yönetim Kurulum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.